Ressam M.Emin

mainImage

EMİN’İN BENDEKİ RESMİ

1980’lerin ikinci yarısından beri, bilinenleri bildiği yöntemlerle, bir başka bilinirlik olarak resimlerinde var etme çabaları içindeyken karşılaşmıştım Emin’le.
Daha çok desen düzeyinde ve figüratif tarzındaki o dönem resimlerinde de hayatla ilgili bir katmanlar silsilesinin keşfi ve bunların yataklık yaptığı bireyselliğin mutlak güçlerle arasına soktuğu nifak tohumlarından medet umup ummayacağını ideolojik bir çerçevede boyayabilmenin merakı içindeydi.
O zamanlardan bu güne, bir sihir gibi,her haliyle bir madde ve mana olarak su,resim anlayışında tüm katmanlarını bir sel gibi basmış Emin’in; varlığı var ederken,varlık gücünün görünen bir sır gibi bedendeki varoluş hüneri, yeryüzü macerasında neyse su için, bir fikir olarak resimlerinde de Emin, görünen sırları suyun değişik hallerini macera macerasında sırlarken, suyun kendisine biçtiğini, o herkese dağıtmakta kullanıyor şimdiki resimlerinde…
Katman hem tuval üzerindeki düşey derinlik olarak boyama tekniğiyle, hem de yer ile gök arasında çerçevelenmiş, ama çerçeveye sığmayacağı fikri,resimlerin genelindeki renklere aykırı renkteki çizgilere yüklenen görevler yoluyla ideolojik olarak yatay biçimde gerçekleştirilmiş.Bu bilmeden yapılıyor olsada, hayatın katmanlaşmalı yapısındaki sürekli oluşumun bu farkındasızlığa çok açık ve hatta ihtiyaç halinde olması nedeniyle, ressamın resminde kaybolmasının gerekliliği neredeyse zorunlu bir bilinç olarak yansıyor bu teknikte.
Genel olarak seçilmiş ana bir figürün. Suyun çeşitli halleriyle oluşan yaşam katmanlarına oturtularak kurulan resimlerin ideolojik yapısında, o figürlerin malzemeyle belirlendiği karakterleri,ihtimal kicinsellik, üreme, yitiş, bütünleşme, otorite gibi.Emin’in resimlerindeki güç, izleyenin de hayatıyla ilgili önceliklerini anlama işteğinin açığa çıkartılmasından geliyor. Ve biraz da izleyene bağlı bir arzu olarak resim – en azından o an için – izleyenin, duruşunu sevdiği kendi hayat portrelerinden birisine dönüşebiliyor.O bunu bilmiyor.Aldırmıyor da ama!
Kubilay Nalbantoğlu
16 Haziran 2004
Gümüşlük